Aylık arşivler: Eylül 2013

Hatuna şaplak atınca izi kalmış

Bir arkadaşımın beş çayı hikayesi. Olaylar hızlıca gelişiyor ve spanking devreye giriyor:) Teşekkür ederim.

Geliyorum sana, beş çayı için. Seninle aynı yerde bulunmak, aynı havayı solumak, enerjini hissetmek bana büyük bir keyif veriyor. Sen bana bir şeyler anlatırken seni dinlemiş gibi yapıp ellerinin ve dudaklarının hareketlerini izliyorum, göz bebeklerini takip ediyorum. Birden içimden “Ve bunları  elbette çabucak geçelim sevgilim.” diyorum.

Dudaklarının rengi dikkatimi çekiyor ve onları daha çok kızartmak istiyorum. Dudakların ne kadar yumuşak merak ediyorum ve sen konuşmanın ortasındayken parmaklarımla dudaklarını keşfe başlıyorum. Şaşırdın mı bilmiyorum, çünkü o an sadece dudakların var benim için. Neden sonra artık konuşmadığını fark ediyorum, sanırım şimdi sende beni izliyorsun. Nasıl oluyorsa birden başlıyoruz öpüşmeye. Öpüşmek değil de içime çekmek seni tamamıyle, içimde istiyorum seni. İşte böylesine bir anın içindeyken tutarak saçlarından seni arkaya doğru çekiyorum. İşte dudakların tam istediğim kızarıklıkta, aralık. Ve soyutlanıyoruz zamandan, mekandan.. Ama ya çaylar? Çaylarımız soğuyacak. Ben çayları düşünürken tekrar yapışmışsın dudaklarıma. Dudakların beni sarhoş ediyor, gayet rasyonel zaten sen değil misin birtanem? Ellerim boynunda. Boynunu ısırmak istiyorum. Masum bir ısırık değil ama vahşice, acıtmak istiyorum canını. Dudaklarından ayrılıp da iniyorum boynuna. Dilim, yanağından boynuna doğru usul usul iniyor. Parfüm? Parfümlerin tadı güzel değil oysa ben boynunun kendine has tadına bakmak ve o büyüleyici kokusunu duymak isterim. Dişlerim canını acıtıyor sanırım? Ahh oysa ben parçalamak istiyorum seni. Saçlarımdan çekip boynundan ayırıyorsun beni. Gözlerinde tatlı bir kızgınlık var, evet canını acıtmışım. Özür diler gibi bakıyorum ama beni cezalandırmanı da istiyor bir yanım. Bunu biliyorsun ve yatırıyorsun kucağına beni. Bakıyorum sana bir beklentiyle gözlerimde. Gülümsüyorsun –ne kadar da güzel gülümsüyorsun- ve yanağımı okşuyorsun. Ben bu anın büyüsündeyken sen çoktan sıyırmışsın eteğimi ve tatlı bir acı yayılıyor, kalçamdan tüm bedenime. O sesi bile sonradan duyuyorum öylesine gülümsüyordun. Bir daha? Evet, daha sert vur bana öyle ki izi çıksın beş parmağının. Kırmızıyı seviyorum, tenimin kırmızısını seviyorum. Dudaklarımı okşuyorsun parmağını ısırmaya başlıyorum ve işte ikinci darbe… Dikkatimi dağıtmayın efendim, acıyı hissetmek istiyorum. Yanaklarımdan tutup bir tokat atıyorsun sessiz ol dercesine. Düşündüklerimi duyuyor musun?

Anasını Sikerken Kızı İzledi

Ankaradan Hakan Yolladı – Evli.

Mine, ben ve mine’nin kızı serap birlikte içki hem içki içiyor hemde gülüp eğleniyorduk. Kadehlerimiz dolup boşaldıkça daha da rahatlamış ve harika bir muhabbetimiz oluyordu. Serap mutfağa, lavaboya gittiği her fırsatta mine ile öpüşüyor ve birbirimize dokunuyorduk, geri geldiği anda da hemen toparlanıp hiçbişey yokmuş gibi davranıyorduk.

Artık içkilerimiz azalırken serap, – “uykum geldi sabah mesai var erken kalkmalıyım, siz de çok içmeyin” diyerek yatağına giderken biz de tamam çok gecikmeyiz diye cevap verdik. Mine ile bütün gece boyunca her fırsatta birbirimizi o kadar çok uyarmıştık ki artık dayanacak halimiz kalmamıştı o yüzden mine hemen odasına geçti. Bende salonda bana yapılan yere yatmış gibi yaparak ışığı söndürdüm.

Birkaç dakika sonra yerimden yavaşça kalkarak minenin odasına girdim, ancak ses olmasın diye kapıyı sadece birazcık kapattım. Odaya girdiğimde mine kırmızı gece lambasının loş ışığında kitap okuyor gibi yapıyordu. Hemen yanına girdim ve uzun ayrılık zamanının hasreti ile deli gibi sevişmeye başladık. O kadar çok özlemiştik ki birbirimizi, ne kadar ses çıkardığımızın farkına bile varmadan soyunmuş ve sikişmeye başlamıştık.

Ben sırt üstü yatar durumdaydım, mine de kucağımda oturmuş ve orta hızla kalçalarını ileri geri oynatarak sikimi amının içinde her noktaya ulaştırıyor bana büyük bir zevk veriyordu. Tam o anda gözüm kapıya takıldı. Kapı benim bıraktığımdan daha fazla aralıktı. Gözlerim çoğunlukla kapalı olduğu için gözümün odanın loş ışığına alışması biraz zaman aldı. Önce bişey göremedim, sadece kapı daha çok aralanmış gibi algıladığımı düşündüm. Pozisyonu bozmadan mine ile sikişmeye devam ediyor bir yandan da çaktırmadan kapıyı kontrol etmeye çalışıyordum ki yavaş yavaş serap’ın beyazlı pembeli pijamasını kapının arkasında karanlıkta seçmeye başladım.

Önce heyecandan titremeye başladım. Ne yapmalıydım o an bilemedim. O endişeyle en iyisi hiçbişey yapmadan olduğu gibi devam etmeye karar verdim ama bir yandan da bi terslik olursa ne diyeceğimi ne yapacağımı düşünmeye çalışıyordum. Arada sırada gözümü kaydırıp kapıyı kontrol ediyor ve hala orda olup olmadığına bakıyordum. Evet ordaydı, altlı üstlü uzun kollu beyazlı pembeli şirin pijaması  karanlığa yavaş yavaş alışan gözlerimin onu her an daha rahat görmesini sağlıyordu.

Bu şekilde birkaç dakika geçtiği halde serap odaya girmediği ve bişey demediği için cesaretim yerine geldi. Madem durum böyleydi, bunu biraz daha ateşli hale getirmeye karar verdim. Mineyi boynundan tutup kendime çektim ve göğüslerimiz birbirine yapıştı. Bir yandan öpüşüyor bir yandan sikimi yavaş yavaş amına sokup çıkarıyordum. Mine üstüme yattığında kapıya doğru dönük olan kalçası ve sikimin amına giriş çıkışı çok daha iyi görünüyor olmalıydı. Arada mineyi öpmeyi bırakıp yandan kapıya bakıyordum. Kapı artık neredeyse tamamen açılmış ve ben de serapı tamamen tüm vücuduyla görebiliyordum. Sadece yüzünün hatlarını seçemiyordum ama geri kalan herşeyi gayet net görüyordum. Bizi izliyordu, sikimin anasının amına nasıl girip çıktığını tamamen görüyor ve kımıldaman izliyordu.

Yine mine ile öpüşüyordum bir süre dalmışım sonradan yine aklıma serap geldi. Kapıya baktığımda orda olmadığını gördüm ve herhalde uykusu geldi veya sıkıldı gitti diye düşündüm. Biraz daha bekledim ama sonraki beş-on dakika süresince geri gelmedi. Bunun üzerine aynı pozisyonda uzun süre kalmak minenin dizlerini biraz acıttığı için onu altıma aldım ve üstüne çıkıp bacaklarının arasına girdim. Ama aklımda serap vardı, bizi izlemesi beni çok heyecanlandırmıştı. O gittiği için sanki bişeyler eksilmiş gibi hissettim, biraz keyfim kaçtı. Çünkü o bütün gece boyunca hep beraberdik.

Yavaş yavaş sikmeye devam ederken mineye, “serap bizi seyretti sonra gitti” dedim. Bir an gözleri açıldı -”ciddimisin?” dedi. Evet diye karşılık verdim. Bir an panikle kapıya doğru baktı, kimseyi göremeyince tekrar bana dönerek “gitti mi?” diye sordu. Tekrar Evet diye karşılık verdiğimde bir an durdu ve hiçbir olumsuzluk olmadığını görünce rahatladı.

Minenin bacaklarının arasında gidip gelmelerim hızlanmıştı. Ben hızla girip çıktıkça kasıklarımız birbirine şap şap diye büyük bir ses ile çarpmaya başlamıştı. Mine de o kadar zevk alıyordu ki yaptığımız gürültüyü artık umursamıyor ve çılgıncasına sikişmenin tadına varıyordu. Mine müzik açarmısın dedi ve ben de minenin içinden çıkmadan uzanıp cep teefonunda kısık sesle müzik açtım. Bir süre sonra kapı tarafında bir çıtırdı duydum ancak pozisyonum itibarı ile dönüp bakamadım. Aklım oradaydı, deliriyordum dönüp bakmak için ama dönersem hem mine hem de eğer orada ise serap kesinlikle farkedecek belki de odasına geri gidecekti.

Mineyi yavaş yavaş yan çevirdim, yatağa doksan derece açıda duruyorduk ve başım abajur ışığının yarısını kapatacak kadar köşeye ittim mineyi. Bu açıda durduğumuz zaman serap’ın ışığa doğru bakmak zorunda kalacağını biliyordum. Mineyi yine şap şap diye vurarak gürültülü bir şekilde sikmeye devam ediyordum. Başını kapıya çeviremesin diye minenin başının yanına koydum ve gözlerimi çevirerek kapıya doğru baktığımda tamamen kapının önünde, neredeyse içeri girecek gibi duruyordu. Bir an acaba içeri girip tatsızlık mı çıkaracak diye korktum ama girmedi.Tekrar başımı ve gözlerimi hafifçe çevirerek baktığımda pijamanın üstünden amını okşadığını farkettim. Bunu gördüğüm an büyük bir rahatlama ve mutluluk duyguları ile doldum.

Mineyi öbür tarafa çevirip domaltıp köpek gibi sikmeye başlamadan önce kapı tarafına bir göz attığımda serap yine gitmişti. Yatağına gidip mastürbasyon yaparak orada boşalacağını düşünüp biraz durgunlaştım yine. Ama bu durgunluğu çabuk aştım ve hızlanıp şap şap diye kalçalarına vurarak sikmeye devam ettim. Hatta arada kalçalarını elimle tokatlıyor iyice gürültü çıkarıyordum. Sikiştiğimizi artık neredeyse dünyaya ilan ediyor gibiydik, değil serap, eğer uyumuyorlar ise komşuların bile bizi duyduğuna emindim.

Tekrar sırt üstü uzandım ve mine yine kucağıma oturdu. Sikimi yine dibine kadar amının içine almış ve kalçasını ileri geri oynatıp amını kasıp gevşeterek beni mest ediyordu. Aldığım zevki bilerek ohhhhh diye ses çıkararak belli ediyordum ki, o anda göz ucuyla yine kapıya bakmış ve nefesim kesilmişti. Serap çırılçıplak bir halde kapının önünde iki eliyle birden amını okşuyordu. Gözlerime inanamadım harikulade bir görüntüydü. Göğüsleri benim gibi büyük göğüs seven biri için küçücüktü ama elleri kımıldadıkça daha net görünen kılsız, daracık, çizgi gibi görünen amcığı aklımı başımdan almıştı. Bakire olmasa bir saniye bile beklemeden yatırılıp sikilecek güzellikte bir amı vardı.

Heyecandan mest oluyordum. Serap daha iyi görebilsin diye pozisyonu hiç bozmadan kendimi ve mineyi yatağın sonuna doğru kaydırdım ve tam ayaklarım yataktan aşağı sarkıp yere değince durdum. Artık mine’nin kalçalarıyla kapı arasında bir metre mesafe kalmıştı. Gözlerim kapalı gibi duruyordum ama aralayıp baktığımda serapın o güzel mavi gözleri sanki gözümün önündeymişçesine net görünüyordu. Ama o güzel gözlerini hiç ayırmadan sikimin annesinin amına girip çıkmasını izliyordu. O kadar yakındı ki boşalırken sikimi mine’nin amından çıkarıp serabın yüzüne attırabilirdim.

Çok büyük bir keyif alıyordum, kendimden geçmiştim. Serabın amını izlemeyi bir süre için bırakıp mine’nin başını iki yandan tutarak yüzüme bastırdım, deli gibi öpüşüyorduk. Birden bi değişiklik hissettim. Serap yatağın ucuna eğilmiş olmalıydı. Çünkü sikim minenin amının içindeyken serap taşaklarımı okşuyordu. Offf cennette olmalıydım harikulade bişeydi. Serap çok acemi olduğu için taşaklarımı çok sert sıkıyor, acıtıyor ama sesimi çıkarmıyordum. Kalkmasın veya pozisyon değiştirmesin diye mine’ye daha sıkı sarıldım ve çok yavaş olarak sokup çıkarmaya başladım. Sonra aklıma geldi, acaba serap sikimi ağzına alırmı diye merak ettim. Mineye girip çıkarken kazara olmuş gibi yaparak amını ıskalayıp sikimi dışarı çıkardım ve ardından yine sıkı sıkı sarılıp mineyi biraz yukarı kendime doğru çektim. Dudaklarına da daha çok yapıştım, o da kollarını daha çok doladı boynuma. Serap ise yatağın ucunda sikimi komple eline almış yukarı aşağı sıvazlıyordu. Bir müddet hem tek eliyle hem iki eliyle birden sikimi sıvazladı. Belki de hayatı boyunca eline aldığı ilk yarak benimkisi olmalıydı, çünkü çok acemiydi. Sonra sikimi annesinin amına doğru uzatınca bende mineyi biraz aşağı doğru kımıldattım. Sonunda serap sikimi tutup annesinin amına yerleştirdi. Yavaş yavaş, büyük bir zevkle pompalamaya başladım mineye.

Ben mineye pompalarken serap usulca yavaş yavaş kalktı ve parmak uçlarına basarak içeri doğru gitti. Giderken küçük beyaz poposunu izlemek çok harikaydı. O küçük güzel kalçaların arasındaki göt deliğini sikmek için neler vermezdim.

Sonra mine ile tamamen başbaşaydık artık. Sürekli pozisyon değiştirerek sabaha kadar sikişmeye devam ettik. Mine ile yatakta çok uyumluyduk, ikimiz de deli gibi zevk alıyor ve hoşlanıyoruz. Durmaksızın sevişmeyi sikişmeyi seviyoruz ve o gece de sabaha kadar öyle yaptık, muhteşem bir geceydi.

Uyandığımızda serap çoktan işe gitmişti, biz de uğraşmayalım yemeği dışarıda yiyelim diyerek çıktık. Açıkçası sabah serap ile karşılaşmayı çok da gözüm kesmiyordu aslında. Akşama kadar mine ile gezdikten sonra akşama doğru onu eve bırakarak ben de evime doğru yola çıktım.